Mekânın ve Belleğin İzinde: Bölümün Sonuna Tanıklık Eden Dört Sanatsal Bakış
Kapanan Bir Bölümün Ardından: Mekânsal Belleğin ve Sanatsal Dönüşümün İzleri

Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü’nün kapanış sürecini merkeze alan ve mekânın belleğini sanatsal bir sorgulamaya dönüştüren özel bir sergi, sanatseverlerle buluştu. S. Duygu Bedir Erişti, Ayşe Özbakı Güler, Yiğit Kırıkkol ve Simge Küçük tarafından gerçekleştirilen bu sergi, sadece bir veda değil; aynı zamanda bir "mekânın belleğini" koruma ve yeniden anlamlandırma çabasıdır.

Dört Sanatçı, Bir Ortak Bellek: Bölümün Ardından Sergi, bir bölümün kapanmasıyla ortaya çıkan boşluğu, dağılmayı ve dönüşümü dört farklı perspektiften ele alıyor. Sanatçılar, mekânın fiziksel olarak yok oluşuna rağmen, orada yaşanan üretimlerin ve ortak belleğin farklı mecralarda yaşamaya devam ettiğini vurguluyor.

- S. Duygu Bedir Erişti: İnşaat alanlarından topladığı malzemeleri sanatsal bir yapıta dönüştüren Erişti, bölümün 40 yıllık geçmişine dokunuyor. Eserinde yer alan 39 adet dairesel form, bölümün açık kaldığı her yılı bir fotoğraf karesiyle simgelerken, 40. dairenin boş bırakılması bölümün kapanışına dair hüzünlü ve düşündürücü bir boşluk imgesi sunuyor.

- Yiğit Kırıkkol: Akademik kariyeri boyunca yaşadığı "bölüm kapanması" deneyimini kişisel bir portre üzerinden okuyor. Kırıkkol, kendi portresini temel alarak ilerlediği eserlerinde, farklı şehirlerde yaşadığı kurumsal dağılmaların aslında daha büyük bir bütünün parçası olduğunu, bireysel ve kurumsal hafızanın iç içe geçtiğini anlatıyor.


- Simge Küçük: Cezaevi ortamında yürüttüğü çalışmalarını, dört duvar arasındaki yaşamın artografik ve görsel-pedagojik sınırlarını sorgulayarak yansıtıyor. Hapishane parmaklıklarını ve kısıtlanmış alanı temel alan Küçük, bu mekânsal kısıtlamaları yapay zeka ile birleştiriyor. Sanatçı, yapay zekanın sunduğu verileri kendi müdahaleleriyle yeniden kurgulayarak mekân ve pedagoji üzerine özgün bir görsel dil oluşturuyor.

- Ayşe Özbakı Güler: "Yürüyüş pedagojisi" kavramından yola çıkan Güler, mekânla kurulan fiziksel ve zihinsel ilişkiyi kolaj eserlerine taşıyor. Yürüyerek keşfedilen alanların bellekte bıraktığı izleri kolaj tekniği ile birleştiren sanatçı, mekânın hareketle nasıl yeniden tanımlandığını gözler önüne seriyor.
Sonuç: Mekânlar Sonlansa da Bellek Devam Eder Sergi, "mekânın kaybolmadığı; belleği, sesi ve üretimleriyle başka biçimlerde konuşmaya devam ettiği" inancından besleniyor. Sanatçılar, bölümün kapanışını bir son olarak değil, farklı mekânlarda ve farklı formlarda devam eden bir yaşamın başlangıcı olarak yorumluyor.