Doğa Dema
DERİN EKOLOJİ
İnsanların doğa ile kurduğu ilişki ilkin zihniyet, inanç, felsefe boyutunda şekillenmiştir. Kentleşme ve sanayileşmenin etkısiyle doğa krizleri ekonomik ve toplumsal sorunlara sebep olmuştur. Bu bağlamda 1978'de William Rueckert'in tanımladığı ekoeleştiri kavramı, edebiyat disiplininin doğa tahribatına tepkisi olarak sunulmuştur. Rueckert, ekoloji bilimini insanın dünyaya bakışı olarak değerlendirir ve bu değerlendirmede ekoloji dünü ve bugünü kapsamasından dolayı önemlidir. Aynı zamanda edebiyat da insanları etkileyen bir alan olduğundan ekoloji ve edebiyat disiplinler arası bir çalışma ortamına zemin hazırlamaktadır. Doğa ve edebiyatı ele alan ekoeleştiri kavramının kökü ise Joseph Meeker'ın 1972 yılında The Comedy of Survival: Studies in Literary Ecology (Hayatta Kalışın Komedisi: Yazınsal Ekoloji Çalışmaları]'nda "yazınsal ekoloji" (Literary ecology) kavramınını kullanmasına dayanmaktadır. 1991 yılında MLA toplantısında yeşil edebiyat çalışmaları üzerine özel bir toplantı düzenlenmesi ve 1992 yılında Edebiyat ve Çevre Çalışmaları Derneği kurulmasıyla birlikte ekoeleştirinin akademık zemini oluşmuştur. Ingiliz ve Amerikan kültürü ve edebiyatı alanında çalışan akademisyenler doğa krizlerinin
küresel boyutlara uzanmasıvla ekoelestirive eğilmistir. Bu bağlamda Chervll Glotfelty ve Harold Fromm önemli isimlerdir (Opermann, 2012, s. 10-11).
Ekoeleştirinin gelişim çizgisine bakıldığında üç farklı evrede şekillendiği görülmektedir. İlk incelemeler gerçekçi üslupla yazılmış Amerikan romanlarına çevresel yorumlarla yansımış ve Amerikan doğa yazını olarak başlamıştır. İlk aşamada Henry David Thoreau, Aldo Leopold, John Muir gibi yazarların eserlerine yoğunlaşılmış sonrasında edebiyatın diğer dalları da kapsanmıştır. Yine ekoeleştirinin ilk aşamasında geleneksel bir doğa geleneğinden yararlanıldığı ve doğa betimlemelerine odaklanıldığı görülmektedir. Bu evrede tabiata insan merkezli yaklaşım sorgulanmaktadır. Öreğin 1992' de yayınlanan Scott Slovic'in Amerikan Doğa Yazınında Farkındalığı Aramak adlı eserinde doğaya nasıl bakıldığına ve nasıl tanımlandığına odaklanmıştır. Lawrence Buell ekoeleştirinin ilk evresini "Birinci Dalga" olarak nitelendirmiştir. Ekoeleştirinin birinci dalgasında doğa odaklı yazımlar ön plana çıkarken ekolojık bilinç yaratmak temel esastır. Bu bağlamda Rachel Carson'un Silent Spring [Sessiz Bahar] (1962) adlı kitabı, Aldo Leopold'un A Sand County Almanac [Kum Vilayeti Yıllığı] (1949) eseri ve Arne Naess' in ortaya koyduğu "Derin ekoloji" akımı son derece önemlidir (Opermann, 2012, s. 18-20).
Sığ ve derin ekoloji kavramlarının kuramsal çerçevesinin oluşumunda, Arne Naess'in 1973 yılında yayımladığı Deep Ecology Movement: Some Philosophical Aspects adlımakalesi temel kaynaklardan biri olarak kabul edilmektedir (Tunç, 2022, s. 373). Reformcu çevrecilik anlayışının karşısında bulunan bu akım, doğa merkezli bir bakışı benimsemektedir. Türler arasındaki eşitliği gözeten derin ekoloji akımı, insanın kendisini diğer canlılardan üstün ve öncelikli görmemesi gerektiğini savunmaktadır. Bununla birlikte ekolojik krizlerin sona ermesini insanların doğayı tükenmez bir kaynak olarak görmesine dayandırmaktadır. Derin ekoloji, insanların ihtiyaçlarından fazlasını doğadan karşılamaya haklarının olmadığını vurgulamaktadır (Yıldırım, 2017, s.294-295).
Doğadaki çeşitliliğe saldırıda bulunmadan, insan ve insan dışı veya insan ötesi varlıkların değerini dikkate alarak üretilen edebi metinler duyarlılığı, doğa bilincini oluşturmakta önemli rol oynamaktadır. Bu bağlamda Türk Halk Edebiyatı ve ozan geleneğinin taşıyıcısı olan türküler belirginlik kazanmaktadır. Biçim bakımından koşma niteliği taşıyan, ezgiye döküldüğünde ise türkü formuna kavuşan "Kara Toprak" gibi eserler, tarihsel yolculuğu, toplumsal olayları, bitki ve hayvan türlerini ve hemen hemen her şeyi barındırmakta ve bu sayede Türk milletinin hafızası niteliğini taşımaktadır (Eroğlu, 2017, s.80).
ÂŞIK VEYSEL'İN "KARA TOPRAK" ŞİİRİNDE DERİN EKOLOJİ
Türk Halk Edebiyatı ürünlerinde pınar, turna, deniz, dağ gıbi tabiat motifleri sıklıkla kullanılmıştır. Oncelikli olarak Karacaoğlan şiirlerinde doğa-insan ve insan-doğa bütünleştirilmesi görülmektedir. Asıl adı Veysel Şatıroğlu olan Åşık Veysel (1894-1973) de Karacaoğlan gibi şiirlerinde tabiat motiflerini kullanmıştır. Kasıtlı ya da kasıtsız olarak şiirlerinde doğa duyarlılığını işleyen Äşık Veysel'in eserleri onu okuyan ve dinleyenler içın duyarlılık oluşturmaktadır (Yiğıtoğlu & Sezer, 2019, s.572). Nitekim Åşık Veysel'in şiirlerinde doğa unsurlarının nitel ve nicel ağırlığı dikkat çekicidir. Mustafa Hilmi Bulut ve Mustafa Gündüz (2005), Veysel'in türkülerinde en geniş yeri "Doğa-Çiçek-Hayvan" kategorisine giren kavramların tuttuğunu; bu kategori içinde ise frekansı en yüksek sözcüklerin sırasıyla toprak, çiçek, dağ ve yaprak olduğunu ortaya koymuştur (s. 10-11). Bu tespitten yola çıkarak Aşık Veysel'in doğa ve insan arasında kuruduğu bağ, "Kara Toprak" şiiri ekseninde ve derin ekoloji (deep ecology) akımının kavramsal çerçevesinden yararlanılarak incelenecektir. Üzerinde durulacak şiir şu şekildedir:
"Kara Toprak / Dost Dost Diye Nicesine Sarıldım"
Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yârim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sadık yârim kara topraktır
Nice güzellere bağlandım kaldır
Ne bir vefa gördüm ne bir fayda buldum
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sadık yârim kara topraktır
Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile dövmeyince kıt verdi
Benim sadık yârim kara topraktır
Âdem'den bu deme neslim getirdi
Bana türlü türlü meyve yetirdi
Her gün beni tepesinde götürdü
Benim sadık yârim kara topraktır
Karnın yardım kazmayınan belilen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sadık yârim kara topraktır
İşkence yaptıkça bana gülerdi
Bunda yalan yoktur herkes de gördü
Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
Benim sadık yârim kara topraktır
Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sadık yårım kara topraktır
Dileğin varsa iste Allah'tan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik toprağa verilmiş Hak'tan
Benim sadık yârim kara topraktır
Hakikat ararsan açık bir nokta
Allah kula yakın kul da Allah'a
Hakk'ın gizli hazinesi toprakta
Benim sadık yârim kara topraktır
Bütün kusurumuzu toprak gizliyoı
Merhem çalıp yaralarım düzlüyoı
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sadık yârim kara topraktır
Her kim ki olursa bu sırra mazhar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir Veysel'i bağrına basar
Benim sadık yårim kara topraktır (Alptekin, 2009: 138-139).
Âşık Veysel'in şiirinde geçen tabiat yalnızca kullanılabilir, tüketilebilir bir kaynak olarak ele alınmaz. Aksine ozan kendi sesiyle doğayı özdeşleştirmiştir. Nitekim Ali Berat Alptekin (2009), Âşık Veysel'i "bir toprak sevdalısı" olarak nitelendirerek Veysel' in sesini toprağın sesiyle bir tutar (s, 41). Doğanın bereketi, cömertliği ve arındırıcılığı hakkında kaleme alınan "Kara Toprak" şiirinde büyük ölçüde toprağın özellikleri ön plana çıkmaktadır. Toprağın özelliklerinden bahseden şair tabiata ait unsurlardan yana bir tavır alırken insan merkezciliğı eleştirmektedir. (Yığıtoğlu & Sezer, 2019, s.576-577). Bu bağlamda şiirde işlenen toprak yalnızca üzerinde yaşanılan ve faydalanılan bir alandan ziyade bir çekirdek karşılığında dört bostan veren cömertlikte ve karnı yarıldığında bile gülerek karşılayan bağışlayıcı bir özne olarak okuyucunun/dinleyicinin karşısına çıkmaktadır.
Veysel'in sesiyle bütünleşen toprak, şiirde insanın hırsını eleştiren ve doğru anlaşıldığında insanı biçimlendirecek bir simge haline gelmekle birlikte derin ekolojistlerin savunduğu anlayışı destekler nitelik taşımaktadır. Insan da diğer varlıklar gıbi doğanın bir parçasıdır dolayısıyla diğer parçalara bağlı ve bağımlıdır. Bu doğrultuda insan doğaya nasıl ilişkileniyorsa kendisi ve diğer insanlarla da öyle ilişkilenmektedir. Netice itibarıyla "Kara Toprak" şiirindeki toprağın özellikleri insanın kendi özelliklerini ve doğayla kurduğu ilişkiyi sorgulatmaktadır.
Ekomerkezci yönelimin mevcut olduğu "Kara Toprak" şiiri toprağı ehlileştirme kaygısı taşımamaktadır. Veysel'in deyişiyle "sadık yâr" olan kara toprak, kendisi gibi olduğu için kıymet görmektedir. Buna karşılık insanların toprak gıbi anlayışlı, bağışlayıcı olmaması vurgulanmaktadır. Âşık Veysel, insana ait unsurları çıkarcı, hırslı ve hoşgörüden uzakta konumlandırırken toprağa atfettiğı özellikler insana ait özelliklerin karşısında yer almaktadır. Ancak şair toprağı yalnız iyi olarak adlandırılacak özelliklerden dolayı değerli ve kutsal görmemektedir. Toprak, olumlu ve olumsuz tüm özellikleriyle kucaklanmaktadır. Âşık Veysel, "Kara Toprak" şiirinde insanı doğadan ihtiyacını karşılayan bir şekilde işlenmesi, doğanın hâkimi olmayıp doğanın bir parçası olması ve diğer insan ve insan dışı veya insan ötesi varlıklar kadar değerli olması derin ekolojinin Türk halk edebiyatındaki önemli örneklerinden biridir. Veysel, toprağı sürülecek bir meta değil, gün geldiğinde onu bağrına basacak "sadık yår" olarak adlandırmaktadır. Dolayısıyla Âşık Veysel ile toprak arasında salt bir çıkar ilişkisinden sõz edilmemektedir (Özgün & Arargüç, 2024, s.148). Günümüzde özellikle yaz aylarında artış gösteren orman yangınları ve hem ulusal hem küresel ölçekteki ciddi ekolojik sorunlar dikkate alındığında, Aşık Veysel'in "Kara Toprak" şiiri insan ve doğa uyumunu korumasıyla güncelliğini sürdüren
ekolojik bir çağnı niteliğı taşımaktadır.
KAYNAKÇA:
Alptekin, A. B. (2009). Aşık Veysel. Atatürk Kültür Merkezi Yayınları.
Bulut, M. H., & Gündüz, M. (2005). Âşık Veysel'in türkülerinin çok boyutlu içerik çözümlemesi.
Folklor Akademi Dergisi, 43(1), 134-147.
Eroğlu, T. (2017). Türkü nedir? Kesit Akademi Dergisi, 7, 78-91.
Oppermann, S. (2012). Ekoeleştiri: Çevre ve edebiyat. Phoenix Yayınevi.
Tunç, G. (2022). Ekoeleştiri ve Gülten Akın'ın "Yüksek Evde Oturanın Türküsü" başlıklı şiiri.
Hikmet - Akademik Edebiyat Dergisi, (16), 368-382. igitoğlu, M., & Sezer, M. A. (2019). Aşık Veysel'in şürlerine ekoeleştiri bağlamında bir yaklaşım
iirt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsil Dergisi, 7(14), 568-579 Yıldırım, C. (2017). Ekoloji düşüncesinde insan ve toplum anlayışı. İnsan ve Toplum Bilimleri
Araştırmaları Dergisi, 6(1), 289-308.
Özgün, Ö., & Arargúç, M. F. (2024). Derin ekoloji bağlamında Âşık Veysel. Turcology Research,
79, 145-151.





