Nehirlerin kuruduğu, ormanların yok olduğu ve zehirli atıkların dünyayı git gide zehirlediği bir döneme şahitlik ederken, ekolojinin bütünsel yaklaşımına dikkat çekmek maksadıyla kaleme alınan bu metinde; ekoeleştirinin edebi üretimlere nasıl yansıdığını inceyeceğiz. Edebi ürünlerin lirik anlatım ile okuyucuya nasıl hitap ettiğini ve bilim dilinin kolayca oluşturamadığı farkındalığı edebi yapıtların nasıl inşaa ettiğini ele alacağız.
- EKOELEŞTİRİ
Yaşamımızı sürdürdüğümüz çağda, doğal etmenlerin değişimi ve çevre sorunları sıklıkla karşımıza çıkan fenomenlerdir. Bu fenomenlerin oluşumunda dünyadaki yaşamı tehlikeye sokabilecek ve hatta sonlandırabilecek faktörlerin başında insan merkezli yaklaşımlar gelir. Ekoeleştiri, ekolojik değişimler, çevresel sorunlar ve doğal afetleri edebi metinler aracılığıyla inceleyen ve değerlendiren tek yaklaşım olarak karşımıza çıkar (Toska, 2015, s. 220). Bozulan doğal dengeleri sosyo-kültürel boyutta konu edinen ekoeleştiri, canlı ve cansız inorganik maddelerin doğayla ilişkisini bir bütün halinde ele alarak, metinlerdeki ifade biçimlerini, dil kullanımlarını edebi ve kültürel anlatılardaki betimlemeleri inceler ve değerlendirir (Operrmann, 2012, s. 9).
- EKOLOJİK EDEBİYAT
Edebiyat ve ekoeleştiri, insanın dünyadaki yerini sorgulayarak insan ile insan dışı unsurların tarihsel ilişkisini inceler ve bu süreçte insan kavramını yeniden yapılandırır. Bu eleştirel yaklaşım, edebiyatı ve kuramı insanmerkezci çizgiden ayırıp ekomerkezciliğin üzerine kurar. Fiziksel çevre ile edebi üretimler arasındaki ilişkinin bir problem alanı haline gelmesi, doğa ve organizmalar arasındaki bağın edebiyat kanalıyla yeni bir okumaya tabi tutulmasını sağlar (Yüzünoğlu, 2024, s. 338). Bu bağlamda Gülten Akın’ın “Yüksek Evde Oturanın Türküsü” adlı şiiri ekoeleştiri anlayışı çerçevesinde analiz edilecektir. Bu doğrultuda, metinde çözümlenecek olan odak şiir aktarılabilir.

“Yüksek Evde Oturanın Türküsü”
Evleri yüksek kurdular
Önlerinde uzun balkon
Sular aşağıda kaldı
Aşağda kaldı ağaçlar
Evleri yüksek kurdular
On bin basamak merdiven
Bakışlar uzakta kaldı
Uzakta kaldı dostluklar
Evleri yüksek kurdular
Cama betona boğdular
Usumuzdaydı unuttuk
Topraklar uzakta kaldı
Toprağa bağlı olanlar. (Akın, 2000)
Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı şairlerinden Gülten Akın, şiirlerinde kadın sorunu, toplumsal çöküntü, yalnızlık, değersizlik, birey-doğa ilişkisi ve kente yabancılaşma gibi temaları işlemiştir. Bu motifler ışığında Gülten Akın’ın ‘‘ezilenler’’ olarak tanımladığı kadın ve çocuklar onun şiirlerinin ana konusudur. Akın, kadın ve çocuklar yelpazesinde göçmenleri, gecekondularda yaşayanları, kentlerin varoşlarında hayatlarını sürdüren insanları yazmıştır (Okçul, 2021, s. 772-773). Ayrıca 1940’lı yıllarda henüz çocukken, memleketi Yozgat’tan kente göç etmiş olan Gülten Akın, kır ve kent çatışmasını gözlemlemiş, sanayileşmeyle gelen toplumsal çöküntüyü deneyimlemiş olmasının etkisiyle yaşadıklarını yazan bir şair kadın olarak karşımıza çıkar (İlhan, 2012, s. 104). İncelemek için ele aldığımız “Yüksek Evde Oturanın Türküsü” adlı şiiri de bu yönden dikkat çekicidir. İlk olarak şiirin başlığına eğildiğimizde “Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar” türküsüne yapılan vurgu ile ayrılık konusunun işlendiğini sezeriz (Tunç, 2022, s. 380). Tekirdağ yöresine ait olan “Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar” türküsünde Malkara köylerinden birinde yaşayan ve güzelliğiyle bilinen Zeynep’in Ali ile evlendirilmesinden sonra köyünden çok uzağa gitmesi ve yedi yıl boyunca ailesini görememesi konu edinilir. Zeynep’in köyünü özledikçe için için “Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar” türküsünü mırıldandığı rivayet edilir (Güven, 2005, s. 523). Zeynep’in öyküsüyle şekillenen ayrılık türküsü halen kına gecelerinde söylenir ve yoğun bir ayrılık duygusu hâkimdir.
Ayrılık motifi Gülten Akın’ın şiirine kır-kent çatışması, doğa-birey karşıtlığı ile kendini gösterir. Belirginleşen uyuşmazlık Simmel’in sosyolojik düzlemde metropol-taşra karşılaştırılmasıyla nesneleşen iki ayrı dünya tasavvurunu hatırlatır (Alver, 2012, s. 193). Gülten Akın’ın şiir diliyle paralellik kuran metropol- taşra karşıtlığı şiirin sonunda us kavramıyla belirginleşmiştir. Eserde ayrılık temasının ve kır-kent karşıtlığının yanı sıra alt-üst yapılanması mevcuttur. Üst olgusunun kullanımı soyut anlamlar taşıyabileceği gibi modernleşen dünyayı temsil etmekte ve insanı, insana ait unsurları kapsar (Tunç, 2022, s. 376). Şiirde aşağısı ve yukarısı olarak ayrılan ekosistem, Simmel’in iki ayrı dünya kavrayışına uygunluk göstermeye devam ederken Gülten Akın, aşağı ve yukarı ayrıklığını hükmeden ve hükmedilen halinde imgeleştirir. Henri Lefebvre, Mekânın Üretimi başlıklı kuramsal yapıtında mekânın yönlerinden bahsederken şiirdeki anlatıya ilişki kurabileceğimiz şu ifadeyi kullanır: ‘‘Yatay mekân itaati simgeler; dikey mekân gücü; yeraltı mekânı ölümü.’’ (Lefebvre, 2014: 247-248). Yükseklik ve aşağıda olma arasındaki kutuplaşma, inceleme metnimizin ekoeleştirel izleği açısından belirleyicidir. Gülten Akın’ın “Yüksek Evde Oturanın Türküsü” adlı şiirinde doğaya ait ögeler altta kalmış ve terk edilmişken, insana ait yapılar yukarıya taşınmıştır. Gülten Akın, aşağı ve yukarı olarak ayrılan dünyayı sorgular ve doğa ile bireyi bütünleşik bir varlık olarak sezdirir. Bu bağlamda ‘‘Önlerinde uzun balkon / On bin basamak merdiven’’ mısralarında insana ait unsurların sonsuzluğuna işaret ederken, bu sonsuzluğu olumsuzlaştırır. ‘‘Sular aşağıda kaldı / Aşağda kaldı ağaçlar / Bakışlar uzakta kaldı / Uzakta kaldı dostluklar’’ mısralarında ise bireyin tabiat ile bir bütün olduğunu hatırlatarak, doğallığın unutulmuş olmasını eleştirir. ’‘Topraklar uzakta kaldı / Toprağa bağlı olanlar’’ mısraları ilgili durumu örneklendirir (Tunç, 2022, s. 379). Bireyin doğa ile olan uzaklaşmasına dikkat çeken şair, şiir yoluyla ekoeleştirel bir tutum sergiler.
- Kaynakça
Akın, G. (2000), Toplu Şiirler I: 1956-1976, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul.
Alver, K. (2012). Kitap Değerlendirmesi (Modern Kültürde Çatışma, Georg Simmel). İstanbul
University Journal of Sociology, 3(8), 191-195.
Güven, M. (2005). Türkiye sahasındaki hikâyeli türküler üzerine bir araştırma [Yayımlanmamış
doktora tezi]. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
İlhan, N. (2012). Gülten Akın şiirinde kent, göç ve gecekondu algısı. Uluslararası Türkçe Edebiyat
Kültür Eğitim (TEKE) Dergisi, 1(4), 85-106.
Lefebvre, H. (2014). Mekânın üretimi (I. Ergüden, Çev.). Sel Yayıncılık, İstanbul.
Okçul, M. (2021). Gülten Akın poetikası. Iğdır Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, (26), 769-805.
Oppermann, S. (2012). Ekoeleştiri: Çevre ve edebiyat çalışmalarının dünü ve bugünü. S.
Oppermann (Ed.), Ekoeleştiri: Çevre ve edebiyat içinde (s. 9-47). Phoenix Yayınevi.
Toska, S. (2015). Çevre ve ekoloji kavramlarının ekoeleştirel ve kapitalist söylem bağlamında
incelenmesi. HUMANITAS - Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, 1(2), 219-234.
Tunç, G. (2022). Ekoeleştiri ve Gülten Akın’ın “Yüksek evde oturanın türküsü” başlıklı şiiri.
Hikmet - Akademik Edebiyat Dergisi, (16), 368-382.
Yazgünoğlu, K. C. (2024). Ekoeleştiri nedir?: Ekolojinin aynasından edebiyat eleştirisine bakmak.
Söylem Filoloji Dergisi (Edebiyat Kuramları ve Eleştiri Özel Sayısı), 334-355.





