Ekofeminizm
Sanayi Devrimi ile birlikte seri üretim ve hızlı tüketim alışkanlıklarının eril/kapitalist yansımaları sonucunda beliren doğa tahribatı, süreç içinde kadın sorunları ile özdeşleştirilmiştir. Bu özdeşleştirme sonucunda feminist ekoloji, hem yapısal bir öğreti hem de aktivist bir hareket olarak gelişim göstermiştir (Dinçel, 2023, s. 175-177). Bu bağlamda, İkinci Dünya Savaşı sonrasında artan nüfus ve sanayileşmenin neticesi olarak ortaya çıkan sorunların özünde eril hakimiyetin hırslı yapısı görülmektedir. 1970'li yıllarda, üçüncü dalga feminizmle ortaya çıkan ekofeminizm kavramı, ilk olarak 1974 yılında Françoise d'Eaubonne'un "Feminizm ya da Ölüm" adlı kitabında kadın ve doğa arasındaki bağlantıların tespit edilmesiyle belirginleşmiş ve ekofeminizm söylemi literatüre kazandırılmıştır (Elçi, 2023, s. 85). Ekoloji ve feminizmin ortak noktada buluştuğu kuramın merkezinde, doğanın ve kadının tahakküm altına alınması söz konusudur. Kurama göre, bahsedilen tahakkümün ideolojık kökleri ve sistematiği aynıdır. Ekofeminizm, doğanın ve kadınların paralel biçimde sömürüldüğünü dile getirmektedir (Odabaşı, 2026, s. 9-10). Arne Næss, "derin ekoloji" yaklaşımıyla biyosferin içindeki eşitlik, simbiyoz ve çeşitliliği savunan bir anlayış geliştirmiştir (Arıkan, 2020, s. 200-203). Derin ekoloji, doğa ve kadın arasındaki bütüncül yaklaşımı pekiştiren bir zemin sunmaktadır. Ekofeminizme öncülük eden düşünürler doğa ve kadın arasındaki sömürü benzerliklerini takip ederek, insan odaklı (antroposentrik) bakışı reddeden başka bir dünya kurgulamaktadır. Atıklar başta gelmek üzere; çevre kirliliği, şiddet ve savaş karşıtlığı ile cinsler, sınıflar, ırklar, türler, dinler, insan ve insan dışı canlılar arası eşitlik
savunuları kuramın temel varsayımları arasında yer almaktadır (Dinçel, 2023, s. 175-177). 1980 li ve 1990h yıllarda feminist ve ekolojik perspektiflerin kesişmesi, bütünleşmesi ve gelişmesi sonucunda; çevre sorunlarına çözüm üretmeye ve ekolojinin korunmasına yönelik siyasi ve akademik söylemlerin etkisiyle ekofeminist akımın giderek güçlendiği ifade edilmektedir (Dinçel, 2023). Buna ilişkin olarak, ekofeministlerin amaçlarının farklı coğrafyalarda büyük ölçüde örtüştüğu belirtilmektedir. Bu doğrultuda, kadınların sömürülmesi ile doğanın tahribi arasındaki ilişkiyi görünür kılarken çevresel adaletin sağlanmasını savunmakta ve doğaya zarar veren tüm süreçlere karşı eleştirel bir tutum geliştirmektedirler (Tamkoç, 2012, s. 84). Bu kuramsal çerçeve doğrultusunda Türk edebiyatında okunabilecek metinler arasında Latife Tekin'in Manves City adlı romanı dikkat çekmektedir. 1980 sonrası Türk edebiyatının önemli temsilcilerinden biri olan Latife Tekin in Manves City adlı romanı, doğanın tahribi ile toplumsal yapı arasındaki ilişkiyi görünür kılan ve ekofeminist okumaya imkän tanıyan ögeler barındırmaktadır.
Romanın Konusu ve Olay Örgüsü
Romanda, kontrolsüz sanayileşme sonucu tarım beldesi olan Erice'nin Manves City'e dönüşmesine, bu yitim sürecinde kadınının ve doğanın sömürülmesine, güç ilişkilerine ve çocukluktan beri dost olan Nergis ile Ersel'in çaresizlik ile kuşatılmış yaşamına tanık olunur. Latife Tekin, Erice'nin doğasının tükeniş sürecini ve kadına yönelik sistematik sömürüyü Nergis'in köşe yazıları, mektupları ve Zeynur'un not defteri gibi katmanlı anlatı ögeleriyle aktarır (Cobutoğlu, 2020,s.86-87). Romanın ana kahramanlarından Nergis, çocukluğu Erice'de geçmiş, iki çocuklu ve boşanmış bir kadındır. Tarlalardan tezgâhlara, çeşitli fabrikalardan hasta bakıcılığa uzanan geniş bir emek geçmişine sahip olan Nergis, aynı zamanda Erice Postası adlı yerel gazetede köşe yazarlığı yapmaktadır. Hayatındaki eril figürler tarafindan aldatılan ve yalnız bırakılan bu dişil özne, Erice'nin günden güne endüstrileşerek yitip gitmesiyle paralel bir tükeniş sürecine girer. Bu yönüyle Nergis, eril/kapitalist sistemin hem ekonomik hem de duygusal sömürü pratiklerini üzerinde taşıyan temsili bir figürdür. Nergis'in çocukluk arkadaşı ve gençlik aşkı Ersel ise anlatının bir diğer taşıyıcı karakteridir. Fabrikadaki bir işçi direnişi sırasında iftiraya uğrayarak beş yıl hapis yatan Ersel, tahliye olduğunda kendisini Erice'nin kontrolsüiz sanayileşme krizinin tam ortasında bulur. Bu mahkümiyet sürecinde Ersel'in nikähsız eşi Zeynur, kızı Eda'yı Nergis'e emanet ederek üvey amcası Serco ile kaçmıştır. Ancak ataerkil döngünün bir başka halkası olarak Serco tarafindan da terk edilen Zeynur, romanın sonunda bir akıl hastanesine düşer. Eda ise hem annesi hem de babası tarafindan terk edilmenin yarattığı derin bir kimliksizleşme ve travmanın kurbanıdır. Nergis'in kanatları altında büyüse de bu ontolojik boşluğu aşamayan Eda; uyuşturucu, dijital sömürü ve pornografi ağlarının içinde bir nesneye dönüşerek romanda "kayıp" bir figür olarak yer alır. Hapisten çıkan Ersel'in bir yandan iş ararken diğer yandan kaybolan üvey kızı Eda'nın izini sürmesi, onun Erice'nin kültürel ve estetik açıdan yok oluşuna adım adım tanıklık etmesini sağlar (Tekin, 2019).
Manves City Romanındaki Ekofeminist Ögeler
Latife Tekin, Manves City romanında salt etkileyici bir öykü anlatmaktan ziyade, okuyucuyu toplumsal ve ekolojik gerçekliğe karşı aktifleştiren bir kurgu oluşturmuştur. Sanayi Devrimi"nin tetiklediği üretim ve tüketim çılgınlığının yarattığı yıkıma işaret eden yazar, ezen ve ezilen ilişkisini eril/kapitalist düzen aracılığıyla doğa ve kadın bedeni üzerinden sorunsallaştırır. Bu bağlamda Latife Tekin, Manves City romanı boyunca doğa-kadın-sömürü üçgenini görünür kılarak ekofeminist bir bakış açısı geliştirmiştir (Kas, 2019, s. 68-69). Ataerkil ideolojinin merkezinde yer alan egemenlik ve tahakküm fikri, romanda bir tarım beldesi olan Erice nin güçlü şirketler ve sanayi holdingleri tarafindan ele geçirilip kimliksizleştirilmesiyle belirginleşir (Kas, 2019, s. 70). Kapitalist mantığın doğayı sömürgeleştirme hırsı ile eril erkin kadını baskılama biçimleri metinde iç içe geçer. Nihayetinde Manves City'de doğa ve kadın, aynı sömürü mekanizmasının sacayakları ve düzenin asli ezilenleridir.
Bahsedilen bu sömürü ortaklığı yalnızca okuru düşündüren bir unsur olarak kalmaz; aksine Erice’nin tahribatıyla birlikte olumsuz etkilenen karakterler üzerinden somutlaşır. Romanın ana karakterlerinden Nergis, en somut sömürü nesnesi olarak okuyucunun karşısına çıkmaktadır. Nergis’in Erice Postası adlı gazetedeki köşe yazıları incelendiğinde, doğayı hem ruhsal hem fiziksel olarak kendisinin bir parçası şeklinde konumlandırdığı görülür. Nergis ile Erice arasında kurulan bu ilişki romandaki ekofeminist anlatının omurgasını oluşturmaktadır. Benzer şekilde, eril
sisteme itaat etmeyen Zeynur’un akıl hastanesine kapatılması, ataerkinin kendisine uymayanı "hasta" olarak etiketlemesinin örneğidir. Aynı sistem, doğayı da öngörülemez olarak tanımlayıp tahrip etmektedir. Sömürü izleğinin sonucundaki "atık" olgusu ise Eda karakteridir. Tesis ve fabrikaların Erice’yi zehirlemesi ve doğasının yitirilmesinin yanında Eda da sanayileşmenin getirdiği köksüzlük ile dijital sömürü ve pornografi nesnesi haline gelmiştir. Günün sonunda romandaki üç kadın da doğa ile paralel biçimde kirletilerek kaybolmuştur. Nergis’in emek sömürüsü, Zeynur’un ataerkil norma uymayan seçimleri ve Eda’nın kapitalist sistem içerisinde metalaşması, romanı doğanın tahakkümüyle örtüştürmektedir. Dolayısıyla Latife Tekin’in Manves City romanı, feminist ekoloji penceresinden yapılacak bir edebiyat incelemesi için tutarlı bir zemin sunmaktadır.
Kaynakça
Arıkan, E. (2020). Çevreci düşünce ve çevre hukuku için radikal bir kılavuz: Arne Naess’in derin ekoloji yaklaşımı. TAÜHFD, 2(1), 191–220.
Dinçel, M. S. (2025). Ekofeminizm. B. Ağın & Z. G. Yılmaz (Eds.), Beşeri bilimlerin 50 rengi daha: Çevreci dijital, tıbbi ve posthüman izler içinde (s. 175-187). Kapadokya Yayınları.
Kas, B. (2019). Çevreci ve distopik roman Manves City’e bir bakış. Türklük Bilimi Araştırmaları, (46), 65-87.
Odabaşı, D. (2026). Ekofeminist kuram bağlamında kadın ve doğa temsilleri: Film çözümlemeleri üzerinden bir ekofeminizm okuması. Yeni Yüzyıl’da İletişim Çalışmaları, 4(13), 8-27.
Özcan Elçi, D. (2023). Ekofeminizmin mitolojik temelleri: Ana/Doğa/Bereket tanrıçaları ile kurulan bağ. Ardahan Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Belgü Dergisi, (Özel Sayı), 84-94.
Tamkoç, G. (2012). Ekofeminizm amaçları. Kadın Araştırmaları Dergisi, (4), 79-92.
Tekin, L. (2019). Manves City (2. Baskı). Can Yayınları.





