DOGA DEMA
Ekoeleştiri ve Eko-Şiir
Ekoeleştiri, insanın fızıksel doğa ile kurduğu ilişkıyi edebiyat kapsamında inceleyen, disiplinlerarası bir köprüdür. Alman zoolog Haeckel'in kavramsallaştırdığı ekoloji teriminin bilimsel kullanımıyla beslenen bu anlayış, insan ve insan dışı veya insan ötesi varlıkları bütüncül bir biçimde ele almaktadır (Sazyek, 2022, s. 583). Yöntemsel olarak ise ekoeleştiri, William Rueckert'in 1978 de yayımlanan "Literature and Ecology" [Edebiyat ve Ekoloji] adlı makalesinde edebiyat üretimlerine çevreci bilinç kazandırmaya yönelik tutumu ile belirginleşmiştir (Oppermann, 2012, s. 14). Süreç içerisinde edebiyatı ekolojik çerçeveden değerlendiren çalışmalar; "edebi ekoloji", "çevresel edebi eleştiri", "ekopoetik", "yeşil kültürel çalışmalar", "fiziksel eleştiri" "edebi çevrecilik" gibi çeşitlilik göstermiştir.
Bu farklı konu başlıkları ve edebiyatı doğa ile ele alan erken dönem eserleri 1992 yılında, ASLE'nin (Association for the Study of Literature and Environment) [Edebiyat ve Çevre Çalışmaları Derneği] kurulmasıyla tek bir çatı altında toplanmış, kurumsallaşmıştır. (Sazyek, 2022, s. 587). Ekoeleştirinin kuramsallaşması ekolojik inceleme alanlarını genişletmiştir; eko-psikoloji, sosyal ekoloji, eko-feminizm ve derin ekoloji gıbi uygulamaların zemini oluşturmuştur (Hazer,2021, s.30).
Doğal tahribatı önemseyen, canlı ve cansız unsurları bütüncül yaklaşımla ele alan, doğayı konuşturan ve tabiat tahakkümünü ele alan edebi üretimler ise ekoleştirinin eko-edebiyat koluna işaret etmektedir. Eko-edebiyatın şiir sanatı üzerindeki izdüşümü olan eko-şiir ise bahsedilen bütüncül yapının ve doğanın konuşturulmasının en somut örneği olarak okuyucunun karşısına çıkmaktadır. Eko-şiirde yansıtılan doğa, sosyal hayatı ve tabiata has döngüyü gözlemleyen bir dil içermektedir. Bu açıdan Divan edebiyatı ve halk edebiyatı kapsamında zengin ürünlere sahip olan Türk edebiyatında eko-şiir ve ekopoetika, 21. Yüzyılda aktifleşmeye başlamıştır (Canpolat, 2025, s. 476). Bu bağlamda pastoral şıirden ayrışan bir Türk şıiri gelişmiştir. Türk şıirinin gündelik, yalın bir dile geçişindeki en kuvvetli kırılma ise Garip akımı ile gerçekleşmiştir. Edebiyatın ortasında gündelik yaşamı, fark edilmeyen detayları koyan Garip hareketi biçim ve içeriği ile "yüksek şiir" algısını devirmiştir (Canpolat, 2025, s. 477). 1940'lı yıllarda filizlenen Garip hareketinin vizyoner karakteri, doğayı pastoral bir sığınak veya estetik bir nesne olmaktan çıkarmasıyla belirginleşir. Hareketin, toplumsal yaşamın ve organik tabiatın barındırdığı olumlu ve olumsuz tüm dinamikleri hiyerarşi kurmadan şiire dahil etmesi, modern Türk edebiyatındakı eko-şiir yönelimleriyle kurucu bir paralellik taşımaktadır (Ergin & Dolcerocca, 2016, s.305). Bu bağlamda Melih Cevdet Anday'ın ağaç ile konuştuğu "Rahatı Kaçan Ağaç" adlı şiiri eko-şiir çerçevesinden incelenecektir. Şiir şöyledir:
"Rahatı Kaçan Ağaç"
Tanıdığım bir ağaç var
Etlik bağlarına yakın
Saadetin adını bile duymamış
Tanrının işine bakın.
Geceyi gündüzü biliyor Dört mevsim, rüzgârı, karı Ay ışığına bayılıyor
Ama kötülemiyor karanlığı.
Ona bir kitap vereceğim
Rahatını kaçırmak için
Bir öğrenegörsün aşkı
Ağacı o vakit seyredin. (Anday, 1993, s. 33)
1946'da şiirinin adıyla yayınlanan kitapta yer alan "Rahatı Kaçan Ağaç" şiirinde ilk göze çarpan unsur ağacın rahatının kaçmış olmasıdır. Melih Cevdet Anday, şiirin başlığında ağacın rahatının kaçması ile birlikte Türk şıirinde yerleşık olan algıyı şıirin ilk bendinde yıkar. Şairin ağaçla konuşması antroposentrik (İnsan-Merkezci) bakışı reddederek, ağacı şiirin öznesi konumuna taşımaktadır. Başlangıçtaki "Tanıdığım bir ağaç var" mısrasındaki "tanımak" fiili insan dışı bir varlığa doğrudan öznellik kazandırmaktadır. Ağaç, göze hoş gelen ve uzaktan seyredilen romantik bir arka fon değil, Etlik bağlarında ikamet eden "biri" haline gelmiştir. Ağacın saadetin adını bile duymamış olması ile devam eden şiirde doğanın kendine has döngüsü ve insana ait tanımlamalardan uzak olduğu anlaşılmaktadır. Anday'ın bireylik kazandırdığı ağaç, dilsel ögelerden bağımsız, kendi organik yaşamına devam eden bir tanıdıktır. Melih Cevdet Anday, doğa hakkındaki görüşleri doğrultusunda doğayı taklit etmemiş, doğayı kendi bakışıyla yeniden yazmıştır (Yörük & Dereli, 2024, s.1245). Şiirin ikinci bendinde ise "Geceyi gündüzü biliyor / Dört mevsim, rüzgârı, kanı" mısraları ile okurun karşısına ağacın doğanın döngülerini deneyimlemesi çıkmaktadır. Bu durum, insanın oğadaki diğer canlılara karşı hiçbir ontolojik üstünlüğünün olmadığını savunan derin ekoloj nlayışıyla paralel bir düzlemdedir (Ünser, 2022, s.129). Ağaç; dört mevsimi köküyle, bedeniyle yapraklarıyla doğayı tecrübe etmektedir.
"Ay ışığına bayılıyor / Ama kötülemiyor karanlığı." mısralarında ise insanın düalist yargılarını yıkan ağacın doğa-merkezci tutumu şıirin ekoeleştirel boyutu için manifesto niteliği taşımaktadır. Şiirin son bendinde şairin ağaca bir kitap vermesi, ağacın aşkı öğrenmesini istemesi insanın doğayı ehlileştirmek istemesinin bir yolu olarak okuyucunun karşısına çıkmaktadır. Bu da insanmerkezci bakış açısından ekomerkezciliğe yönelim görülen şiirde Anday'ın ağaca insan özellikleri yüklemesi antropomorfizm (insanbiçimcilik) kavramını vurgulamaktadır. Kitap yoluyla ağaca insanın rasyonel aklı, kültürel birikimi ve dertleri aktarılmak istenmektedir. Böylelikle doğa, kültürleştirilecek ve insan suretiyle yeniden yaratılacaktır. Bu insan müdahalesi doğanın ekolojik dengesinden sapmasına neden olacaktır ki "Ağacı o vakit seyredin." mısrası ağacın doğallığını yitirip yabancılaşacağına dair ironik bir uyarı niteliği taşımaktadır. Zıra doğa, insan özelliklerini kazandığında "görünür" hale gelecektir. Anday, Garip hareketinin diliyle uyumlu olan "Rahatı Kaçan Ağaç" şiirinde yalın bir dil kullanmış ve eko-şiir paralelliğınde ekolojik bilinç üretmiştir. Insanın faydacı ve sömürgeci zıhniyetini deşifre eden özelliklere sahip olan şiirde doğanın pastoral bir dekor olarak kullanılmaması eko-şiir boyutunda son derece önemlidir.
*Katkılarından dolayı kıymetli hocam Doç. Dr. Volga Yılmaz Gümüş'e teşekkür ederim.
KAYNAKÇA
Anday, M. C. (1993). Rahatı kaçan ağaç. Adam Yayınları.(
Canpolat, Z. N. (2025). Oktay Rifat'ın Garip'teki Şürlerinde doğa algısı ve ekopoetik boyutlar.
Edebi Eleştiri Dergisi, 9(2), 473-490
Segiu univer sites raco, o aku2e0 Deraio, 3), 29-3fiel yaklaşımlar: Ekoşir ve Blit Sofya.
Oppermann, S. (2012). Ekoeleştiri: Çevre ve edebiyar. Phoenix Yayınevi. ( Sazyek, E. (2022). Ekoeleştiri kuramı. V. Şahin (Ed.), Edebiyat kuramı ve eleştiri: Kuram-kavram
apsam-yöntem-uygulama içinde (s. 581-616). Akçağ Yayınları. Unser, H. I. (2022). Derin ekoloji akımının Türk edebiyatına etkileri. The Journal of Turkic
Language and Literature Surveys (TULLIS), 7(2), 127-147.
Yörük, B. ve Dereli, E. (2024). Melih Cevdet Anday'ın Şiirlerinde Yaşam Algısı ve Doğa İlgisi.
Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 8(3), 1237-1252.






